Necati KARAGÖZ
Necati KARAGÖZ
Yeni dünya düzeninde Türkiye…
27 Ocak 2017 Cuma / namehaberhotmail.com - Tüm Yazılar
ABD yeni Başkanını seçti. ABD derin güçleri ve tüm dinamikleri önce ikiye bölünde ve daha sonrada Trump'ı destekleyen grup(lar) seçimi kazandı.
 
Velhasıl ABD tercihini yaptı. Sonuç; küçülen, kutuplaşan, baskın ve güçlü devlet ve kutuplaşan dünya düzeni.
 
İngiltere Breksit tercihi ile AB den ayrıldı ve derli toplu devlet yapısı ve kontrollü bir şekilde geleceği kaoslarla dolu yeni dünya düzenine hazırlığı seçti.
 
Fransa, İtalya ve Almanya'daki siyasi gelişmeler ve öngörüler de çok farklı değil. Trump en son açıklamalarından birinde bir söylem kullandı.
 
Bu da “Radikal İslami Terör”ü bitireceğiz oldu. Onların radikal islami terörizm dedikleri şeyin ne olduğunu ve ne şekilde oluşumlarla gerçekleştiği malum.
 
Bu ayrı bir konu olduğu için detaya girmeyeceğim. İslami toplumların çoğunun radikalleşebilecek bir potansiyeli olduğunu batılı toplumlar artık açıktan telaffuz ediyorlar.
 
Bu Trump’ın söyleminin bir adım ötesini düşünelim. Günün birinde bu yaklaşımdan hareketle biz bataklığı kurutmalıyız noktasında gelinirse ve Müslüman toplumların üzerine gidilmeye başlanırsa ne olacak.
 
İşte T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 15 yıldır bunun baskısı yapılıyor bu durumda tercihini yapması isteniyor. Batıdan yana mı olacaksın ? yoksa…
 
İşte bunun cevabını fiili icraatlar ile almaya başladığı gün kim ne derse desin batı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili pozisyonunu almıştır.
 
15 Temmuz girişimi ile ilgili tüm tutumlarını da bu perspektifde değerlendirebiliriz.
 
Batılıların Ortadoğu'da tehdit olarak gördüğü sünni ittifakıdır. Çünkü diğer kesimleri tarih boyunca kendi çıkarlarına uydurmuş ve sünnilere karşı kullanmışlardır.
 
Olası sünni ittifakı içinde olabilecek ülkeler teker teker hedef seçilmiştir.
 
Örneğin Mısır darbesinden kısa bir süre önce Sn. Mursi AK Parti genel kongresinde bir konuşma yapmış ve ortadoğuda Erdoğan kardeşimle işbirliği halinde çalışacağız, bunun altyapısını kuruyoruz demişti.
 
Kısa bir süre sonra Batılı'lar Mısır'da darbe yaptırdı. Yıllar önce diğer bir potansiyel olan Irak ile iligili gerekeni yapmışlardı zaten.
 
Sonrasında Türkiye'yi hedef seçerek Suriye üzerinden Türkiye'ye saldırılmaya başlandı. Tabiki bu dönemin savaş şekliyle.Tüm taşeronlar tüm şer güçleri ve tüm işbirlikçiler harekete geçirildi.
 
Burada iran ve Şii Irak hükümetinin Türkiye'nin karşısında olması hiç şaşırtmadı. Fakat Suudi Arabistan ve Katar diğer sünni potansiyel güçler olarak sıranın kendilerine geleceğini nihayet anladı ve Ortadoğu politikasında Türkiye ile işbirliği halinde kaldılar.
 
Bu batının ve Ortadoğu'nun kısa analizinden sonra insanın aklına gelen soru şu peki ne yapmak lazım?
 
Türk insanı ve Türk Devleti'nin bir saatini bile boşa geçirmeden çok çalışıp süper güç olma yolunda daha hızlı ilerlenmeli.
 
Türk ve Müslüman toplumlarla ilişkilerini daha sıkı tutup ekonomi başta olmak üzere her konuda yardımlaşmalı.
 
İçeride daha sıkı bir şekilde kenetlenmeli ve halkın seçtiği siyasi iradenin arkasında durarak siyasetin ve yöneticilerin elini güçlendirmeli.
 
Çok hızlı bir şekilde üretime ve milli ekonomiye ağırlık vererek olabildiğince kısa bir sürede kendine yeten bir ülke haline gelmeli. Özellikle tarımda ve savunma sanayinde.
 
Yetişen yeni nesli çok donanımlı ve duyarlı şekilde yetiştirmeli. Çünkü gelecek neslin işi bizden daha zor olması büyük ihtimal gibi görünüyor.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.