Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
Kur`an Nefesi
31 Temmuz 2017 Pazartesi / namehabernamehaber.com - Tüm Yazılar
Kur`an okurken çıkan seslerin, kelimelerin, kokuların ve vizyonların en temelinde Rahmani nefes vardır. Rahmani nefes, bütününü içinde cem etmiş kelime, koku, renk ve his şubeleri ile bize kendisini hatırlatıyor: La mevcuda illa Hu. Kur`an okuma biçimlerindeki, kıraatlerindeki nefesler, ruh makamına göre değişir. Bu maksatla ana duraklar olmaksızın uzun soluklu okunan ayetler, tıpkı bir vites değişimi gibi çok derin şuuraltında farklı kapıların açılmasına, yeni titreşimlerin yükselmesine olanak tanır. Fatiha suresi 7 nefeste de 3 nefeste de 1 nefeste de okunur. Muhiddin Arabi tek nefeste okunmasını tavsiye eder. Bu, kesintisiz bir akıştır. “ Öyleyse beni anın, ben de sizi anayım.” (Bakara, 152)
 
Özellikle akşam namazından sonra iki evvabin namazı kıl. Huş der dem prensibi ile tüm bedenini dolaş ve orada evrenlere şahit ol. Tüm varlığın ilahi sevgi ile çepeçevre sarıldığını hisset. Gözlerini kapat ve nefes almanı tam olarak rahatlat, gevşe ve tüm bilincini nefesine taşı. Nefesinle sohbet et, rahat olabilir, gevşeyebilirsin de. Ve onun gevşemesinin belli belirsiz sesi, seni şaşırtabilir. Nefesinle konuş, doğal ve sakin olmasını birkaç defa hatırlat ve bekle.
 
“ Biz ney gibiyiz, bize üfleyen sensin Allah`ım.”  (M.C. Rumi)
 
Rahmani nefes, ruh kuşlarını diriltir. Varlık, tam olarak bu nefestir.
 
“ İbrahim Rabbine, `Ey Rabbim ! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster` demişti. Rabbi ona, `Yoksa inanmadın mı?` dedi. İbrahim, `Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için` dedi. Bunun üzerine Allah, “ Öyle ise dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra, her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da kendine çağır, koşarak sana gelirler. Bil ki Allah Azizdir, Hakimdir.` Buyurdu.”  (Bakara, 260)
 
İbrahim Rabbine, Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster demişti. Beni yakin ilim makamından hakke`l-yakin olan deneyim içine girdir, şahit olmak makamında bulundur, beni buraya ulaştır, dedi. Allah, sen bunu yakinen bilmiyor musun? İbrahim ise, hayır inandım, fakat kalbimin mütmain olması için görmek istedim. Ki kalbim sükuna ersin, bizzat gözlemleme ile mutmain olsun diye, dedi. Çünkü bilgi ancak bilgelik olan ayne`l-yakin şahit olmak ile tam bilinecek, anlaşılacaktır ki daha iyi bilelim.
 
Allah buyurdu ki öyleyse dört tane kuş yakala. Bu kuşlar, bizzat İbrahim`i gözlemleme algısından alıkoyan ve onu bilinçaltına düşüren nefsi kuvvetlerdi. Onları tut yakala. Bazıları bu dört kuşun tavus kuşu, horoz, karga ve güvercin, bir rivayete göre de kaz olduğunu söylemişlerdir. Tavus kuşu, kendini beğenmeye, böbürlenme ve büyüklenmeye, horoz şehvet ve azgınlığa, karga ihtiras ve gücü kötüye kullanmaya, güvercin ise evcilleşebilmesi, insana alışması ile dünya sevgisine işarettir. Bir rivayete göre kaz olması ise aşırılıktır.
 
Onları yanına al, yani bu kuvvelere hakim ol, zevklerini kendi mecralarını bulduklarında alışkanlıklarından ötürü senden ayrılıp gitmelerine mani ol. İbrahim`e bu kuşları boğazlaması, tüylerini yolması, etlerini ve kanlarını havanda dövüp karıştırması, başlarını ise yanında tutması emredildi. Yani bu kuvvetleri kendi faaliyet ve alışkanlıklarından alıkoyup nefisten izale etmesi; isteklerini, tabiatlarını ve adetlerini oruç, riyazet ve ibadet ile ezmesi, ama temel parçaların içinde kalması istenmiştir.
 
Atomlar da duygu kuşları gibi, hafif ve bazen kuantsal düzlemde karışık ve bazen Newton düzlemde belirli ve düzenli olarak boşlukta uçuşan, Rahmani nefesin emir ve iradesiyle hareket eden, İlahi sistemin kudret ve kaleminin tecellileridir. Rahmani nefesin ilhamlarıyla milyonlarca ışık yılı ötelerden eşzamanlı yön bulabiliyor ve insana ilham olabiliyor. Bu dört element, DNA`da dört amino asit - azot, hidrojen, karbon ve oksijen elementleridir. Bazıları bu kuşların ateş, hava, su, toprak unsuru olduğunu da söyler. Bu dört unsur, sevgi ile  Rahmani nefesle bir araya gelir ve varlığın temellerini oluşturur.
 
Hz. İsa çamurdan kuş yapıyor ve onlara Rahmani nefes olan ruhu`l - kudüs üflüyor ve Allah`ın kudreti ile onlar kuş olup varlık içinde yerlerini buluyorlardı, tıpkı İbrahim`in (as)  kuşları kendisine çağırması, kuşların ona gelmesi ve ölüleri diriltmesi gibi.
 
Bu dört kuş ayrıca dört halifeye üflenen Muhammedi nefesi, dört temel ibadetle üflenen ihlası hatırlatır. Namaz (toprak), oruç (hava), zekat ( su ), hac (ateş) gibi latif nükteleri de zevk ettirir.
 
İsa (as), Rahmani nefesle üfler ve kuşlar dirilir. Bu kuşlar, iştiyak ve himmet kanatlarını Hak canibine doğru açar ve canlı bir nefes, nefis, ruh olur. Bu rahmani nefes, körü iyileştirir, yani basiret gözü hiç açılmamış, Hakk`ın nurunu sürmesiyle kendini bilmemiş, kendi hakikatine uyanmamış, Hak ehlini tanımamış körü iyi eder. Alaca hastalığı olan rezillik, fasit inançlar ve dünya sevgisi hastalıklarıyla, şehevi arzu kirleriyle nefsi ayıplı kimseyi iyileştirir. Cehalet ölülerini ilim hayatıyla, Rahmani nefesle diriltir. Ve rahmani nefes olan ruhu`l kudüs gizlide olan, biriktirilen arzu ve niyetleri bilir.
 
İsa (as) buyurdu ki : İki defa doğmayan, melekut semalarına kanat açıp uçamaz. Kuşlar iki defa doğar. Birinci doğuş yumurtadan çıkış, ikinci doğuş ise kanat açıp ruh semasına uçuştur.
 
Bir insanın bedenden doğması, bilinç semalarına yükselmesi için yeterli değildir. İkinci doğuş vardır ki işte o, kutsal nefesten doğuştur. Rahman`dan her an üflenen bu nefes ile hakikat güneşinin önündeki bütün düşünce, duygu, zaman, mekan dediğimiz kara bulutlar dağılır ve güneş aşikar olur. Sen taşrada arıyordun halbuki o, bu beden ve nefes içine gizlenmiş bir can imiş. Unutma, can ciğerde gizlidir.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.