Harun KARACA
Harun KARACA
Ağıt değil türkü zamanı
21 Kasım 2013 Perşembe / namehaberhotmail.com - Tüm Yazılar

Son günlerde öyle şeyler yaşıyoruz ki, insan bazen sevinçten ağlamaklı bazen de hüzün ve şaşkınlıktan dolayı yutkunacak hale geliyor.

Diyarbakır’daki tarihi manzara unutulacak gibi değildi. Bin yıldır kardeş olan Türkler ve Kürtler elele yarınlara yürüyecek olduğunu haykırıyordu tüm dünyaya.

Çünkü hep söylendiği gibi “Savaş kolay, barış çok zor” idi.

Ve Türkiye, gecikmeli de olsa barıştan, kardeşlikten, huzurdan yana duruş alıyordu.

Diyarbakır’da barış ve mutluluk türküleri yükseliyordu gökyüzüne.

Ancak bu mutluluğu bize çok gören bazı kardeşlerimizin tutumu yüreğimizi incitiyordu.

Çok şeyler söylemek istiyordum ama sadece yutkunuyordum…

***

Hani Şeyh Edebali’nin Osmangazi’ye nasihati vardır ya. Onu okudukça sabrın ne denli önemli olduğunu anlıyorum.

"Ey Oğul” diye söze başlıyordu Şeyh Edebali ve şöyle sesleniyordu Osman Bey’e: 

“Öfke bize; uysallık sana.

Güceniklik bize; gönül alma sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana.

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana..."

***

Siyaset, yönetmek, devlet idare etmek de böyle zor bir imtihandı işte.

Sonra Sayın Başbakan’ın Meclis’teki son Grup konuşmasını dinleyince tebessüm ettim.

O da son günlerde yaşanan tarihi gelişmeler yerine küçük meselelere takanlara seslenerek Şeyh Edebali’nin tavsiyelerindeki şu cümleyi kullanıyordu:  

"Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az.”

***

AK Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana neler söylendi, neler yazıldı neler.

Özellikle AK Parti kadrolarının ‘gizli ajandası’ndan dem vurdular, ‘laiklik elden gidecek’ dediler.

Ama milletimiz de gördü ki bizim hiç gizli ajandamız olmadı ama Allah’ın izniyle gizli ajandası olanları zamanla tek tek açığa çıkarmayı başardık.

Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, sarıkız ve daha birçok darbe planlarını millete karşı kurulan tuzakları deşifre ederek yargı önünde hesap vermelerini sağladık.

Hiçbir devletin, grubun, camianın veya kesimin değil topyükün 76 milyon milletimizin menfaatini göz önünde tuttuk.

***

Türkiye’nin geleceğini düşünerek tüm Türkiye’nin çıkarlarını gözettik.

Dış politikadaki ilkeli tavrımızı “mezhepçilik” olarak yorumlamak isteyenlere inat, Sünni, Şii, Nusayri kimsenin mezhebine bakmadan sadece mazlumdan yana zalime karşı durduk.

Firavun ve Yezid’in karşısında olmakla kalmadık, hep Hüseyinler’in ve Musalar’ın yanında olduk...

Türkiye Sünni olan Saddam’ın, Bin Ali’nin, Hüsnü Mübarek’in nasıl karşısında durduysa, Nusayri olan Esed’le katliamlara başlamadığı dönemde nasıl dostluk kurduysa bugün de sadece olaylara zulüm, mazlum penceresinden bakmaktadır.

Bu ilkeli duruşumuzu doğru okuyamayanlar, Diyarbakır’da Türk’le Kürd’ün elele vermesini, kanın durmasını da anlayamıyor maalesef…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.