Canan KALSIN
Canan KALSIN
Suriye
15 Ekim 2015 Perşembe / namehaberhotmail.com - Tüm Yazılar

 Suriye‘de  başlayan savaşın kısa süreceğini ön gören politikanın sona ermesi ve değişen parametreler…

   Önce Suriye’deki gelişmelere değinmeden önce çevremizde ve Ortadoğu’da yaşanan olayları tekrar kısaca  gözden geçirmek lüzümü vardır.

  17 Aralık 2010’da Tunus’ta bir gencin kendini yakması ile  başlayan ‘Lideri belli olmayan’ olaylar domino taşı etkisi ile diğer ülkelere de sıçramış; bu lideri belli olmayan, kendiliğinden başlayan olayların hepsinin sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütlenmesi ve  yayılması,mevcut liderlerin yerine sağ kolların yer alması ile değişen yönetimler  ‘Arap baharı’ havasında kamuoyuna sunulmuş, demokrasi geleneği olmayan ve tecrübeyi sıkıntılı ve sancılı bir süreçte elde edebilecek ülkelerin akşamdan - sabaha demokrasi gelmeyeceği / gelemeyeceği de açıktır.

   Libya’da Kaddafi‘nin devrilmesi ve Fransa’nın pürtelaş NATO kararlarını beklemeden savaş uçaklarını bölgeye yönlendirmesi sivillerin de ölmesi ile sonuçlanmıştır.

   Suriye’de başlayan olayların kısa sürede biteceği politikası baştan beri şüpheyle yaklaşılması gereken bir durumken artık ortaya çıkan tabloda savaşın uzun süreceği ve bu savaşın kazananları tarafından da savaşın uzun sürmesi için ellerinden geleni yapacağı ortadadır. Suriye denince  Rusya, Çin ve İran anlaşılması gerekliliği vardır. Ve bu 3 aktör ülke bölgenin kaderini de belirleyecektir.

   Bu anlamda da Suriye, Pandora’nın kutusunun açıldığı yer olmuştur ve o kutudan çıkanlar ve çıkacaklar bölgeyi ve çokça  da ülkemizi ilgilendirmektedir.

   En uzun kara sınırımız olan Suriye ile aramızda başlayan ‘bahar‘ kısa sürmüş daha öncesinde de illegal  örgütlerin  üssü durumundaki Suriye ile olan ilişkilerimiz hep gerginlik ve sıkıntılı olarak varola gelmiştir.

   Suriye’deki durumun kısa sürede çözüleceğinin umulmasını hep hayret ve şaşkınlıkla karşılıyorum açıkçası.

   Düne kadar,  insanlık tarihinin en büyük göç dalgasının başladığı süreci kendi uzağında sanan batının gelen mülteciler karşısında etekleri tutuşmuş ve Macaristan Başbakanı’nın söylediği  ‘Onlar Müslüman. Türkiye’ye geri dönsünler’ söylemi bir taraftan da kollektif gayr-i şuuru ortaya sermiştir… Yeni bir haçlı seferini bilgisayarlar ve internet  üzerinden ‘Trojan = Truva  atları’ ile gerçekleşmesine tanık oluyoruz.

   Doğu’nun ve Batı’nın yüksek duvarlarla ayrıldığı ve Doğu’nun kendi içerisinde kalıcı kaosu ve yüzyıllık din savaşlarını ve yüzyıllık yanlızlığı da beraberinde getirir mi bilinmez. Ama bilinen; pürtelaş Lübnan’ı bombalayan Fransa’nın Ortadoğu iştahının yeniden kabarmış olması ve silah sektöründe Ortadoğulu ülkelerle başta Suudi Arabistan olmak üzere anlaşma yapmış olması bir taraftan da Ruslar’a savaş uçakları satmaya hazırlık yapıyor olmasıdır. Aynı zamanda Rusya’nın Akdeniz’e açılma planlarının realize olmaya başlamasıdır. Suriye’deki limanlar üzerinden Akdeniz’e açılma fırsatını  yakalayan Rusya; petrol savaşlarındaki düşüşle etkilenen ekonomisinin rövanşını Batıdan almakla kalmıyor, Petro’nun hayalleri de gerçekleşiyor.

   Sözde demokrasinin getirilmesi  bölgenin parçalanmasına, kalıcı kaosa ve kazanan savaş sektörüne  kapılarını açarken diğer taraftan insanlığın kaybettiği arenalara dönüşüyor.

   Ve hep kaybedenler toplumların en zayıf halkaları oluyor; kadın ve çocuklar…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.