Av.Özlem Öztekin VURAL
Av.Özlem Öztekin VURAL
Davaların sonunda Allah’ın izniyle adalet yerini bulacak
1 Ağustos 2017 Salı / namehaberhotmail.com - Tüm Yazılar
Bu ülkede bir benzeri daha yaşanmamış 15 Temmuz darbe kalkışmasını gerçekleştiren hainlerin o geceki ilk ve tek siyasi işgal noktaları, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasıydı.
 
İl Başkanımız, İl Yönetim Kurulu Üyeleri ile mutad birebir görüşmelerini gerçekleştirmişti ve görüşülen son üyeler de İl binasından ayrılmak üzereydi ki çok geçmedi boğaz köprüsü’nün askerler tarafından kapatıldığı haberleri gelmeye başladı.
 
Ben de evimde oturuyordum o sıralarda. Yürütme whatsapp grubundan İl Gençlik Kolları Başkanımız Taha Ayhan mesaj attı ve köprünün niye kapalı olup olmadığını TV’den takip edip edemeyeceğimizi sordu. Kanalları gezmeye başladım ama tek bir habere rastlayamadım. Yürütmedeki arkadaşlarım da duymuştu vakayı ama sebebini benim gibi onlar da bilmiyordu. Aramızda yazışırken birden İl Başkanımız'dan gelen “Herkes sorumlu olduğu İlçe Başkanını arasın” mesajını gördük. Anlamaya çalışıyordum, ne diyecektik ki arayıp da İlçe Başkanlarımızı. Benim gibi düşünen arkadaşlarımızdan biri aynı soruyu yazıp sorunca “teyakkuzda olsunlar, gereken noktalarda ilçeler için emniyetten yardım istensin, acil gelebilen arkadaşlar İl’e gelsin, herkes görevini yapsın…” diye yazdı Başkanımız.
 
Sonra birden telefonum çaldı. Arayan Başkanımızın özel kalem ekibinden Vural kardeşimizdi. İl Başkanımız'a verdi telefonu hemen. Başkanım bana “Herkesi İl’e yönlendir Özlem mesajla” dedi, “ne diyerek Başkanım?” dedim. Aldığım cevabın adeta kanımı dondurduğunu hatırlıyorum sanki daha dün yaşamışım gibi: “Beklenmeyen askeri hareketlilik sebebiyle yaz” dedi Başkanım.
 
O gece İl binasına gidemedim ama yaşananları, bizzat yaşayanlardan defalarca dinledim. İşte geçtiğimiz hafta boyunca, İstanbul 23. ağır ceza mahkemesi’nde o geceki İl binası işgalinin davasının 3. duruşması gerçekleştirildi. Dosyada yargılanan beşi üst düzey asker olmak üzere 14’ü tutuklu, 74 sanık var.
 
Sanıkların savunmaları tamamlandı hafta başı itibariyle. Diğer tüm 15 Temmuz davalarında olduğu gibi bu davada da sanıklar, standart tek ağız savunmalarını gerçekleştirdiler. Kendilerine üstleri tarafından bir “koktod” uygulaması olduğunun belirtildiğini, İl binasını da güvenliğini sağlamak üzere kuşattıklarını ve boşaltmaya çalıştıklarını ifade ettiler tek tek. Hiç birisi İl binasını ele geçirmek, İl Başkanımızın hürriyetini tahdit etmek niyetinde değillermiş, darbe kalkışması olduğunu bilmiyorlarmış bile vs vs vs… Başkan Yardımcısı bir arkadaşımın da dediği gibi, sanki aslen geçerlerken çay içmeye uğramışlar İl binasına da yanlış anlayan biziz vaziyeti, o kadar.
 
Savunmalar bitince tanık beyanlarına geçildi ki çok ilginçti, zira artık yalanlar bitmişti ve yaşayanlardan gerçekleri dinliyorduk. İl Başkanımız dinlendi tanık olarak. O gece yaşadıklarını anlattı her detayıyla. Sonra iki çevik kuvvet polis memuru arkadaşımız ifade verdiler. Askerlerin İl binasına ulaşmalarının hemen ardından, kendilerine derhal çevik kuvvet aracına binerek İl binasını terketmelerini ve silahlarını teslim etmelerini söylediklerini, hatta durumu anlayarak sakladıkları bir silahı askerlerin ellerinden alabilmek için harcadığı çabayı, araçlarını nasıl yakındaki benzin istasyonuna çekmek zorunda kaldıklarını, ilk fırsatta nasıl binaya geri döndüklerini, onlar dönene kadar halkın askerleri merdiven bölgesine nasıl sıkıştırmış olduğunu anlattılar mahkeme heyetine.
 
Sanıkların her davada dillerine pelesenk ettikleri “koktod” ne midir değerli dostlar, kolluk kuvvetlerini toplumsal olaylarda desteklemek demektir. Yani AK Parti İstanbul İl binasına güvenliğini sağlamak üzere koktod uygulaması ile gelen asker, kolluk kuvveti olan çevik kuvvet polisine “aracına bin git, silahlarını da bize teslim et” değil de; “sana desteğe geldik kardeşim” demelidir özetle. Ama gelin görün ki hainler neler dememiş….
 
Hukukçular alışıktır sanıkların kendilerini kurtarmak için uydurabilecekleri türlü yalanlara. O sebeple biz avukatlar daha soğukkanlıyız da bunları dinlerken, o geceyi gazi olarak bitirmiş; evladını, eşini, kardeşini, babasını, annesini vatana şehit vermiş vatandaşlarımız değiller maalesef. Duruşma salonlarında yaşanan her türlü hareket onlara farklı ruh halleri, farklı gerginlikler yaşatıyor, davalar karara bağlanana kadar da yaşatmaya devam edecek.
 
Samimiyetle ifade etmek istiyorum ki hepsi gönüllerini ferah tutsunlar, salonlara girip çıkarken kuyruklarını dik tutmaya çalışan hainlere aldanmasınlar, hangi taraftan olursa olsun kimsenin provakasyonuna gelmesinler ve davaları sağduyu ile, sabırla takip etsinler. Zira dosyalara gerçekten hakim olan mahkeme heyetlerinin, duruşmaları gereken sukunette ve hızda gerçekleştirebilmesi için gereken sadece bu. Davaların sonunda Allah’ın izniyle adalet yerini bulacak. Bizim buna inancımız tam, herkesin de öyle olsun.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.