AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr.Selim Temurci: Rusya’dan Hindistan’a, körfez ülkelerinden Çin’e, Çin’den ABD’ye
AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr.Selim Temurci: Rusya’dan Hindistan’a, körfez ülkelerinden Çin’e, Çin’den ABD’ye
SİYASET / 16 Mayıs 2017
İşte AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr.Selim Temurci'nin "Rusya’dan Hindistan’a, körfez ülkelerinden Çin’e, Çin’den ABD’ye" başlıklı AK Bülten'deki "Haftalık Gündem" yazısı...
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan çok geniş bir coğrafyada çok önemli ziyaretler ve görüşmeler gerçekleştiriyor.
 
Sadece şu son birkaç gün içinde olanlara satırbaşlarıyla bakarsak; Rusya lideri Putin’le görüştü. Hindistan’da üst düzey görüşmelerde bulundu. Körfez ülkeleriyle çok önemli işbirliği adımları attı. Çin’e gitti. Bu hafta da ABD’de Başkan Trump’la görüşecek.
 
Bu görüşmelerin hepsi de birbirinden önemli, birbirinden değerli ve birbirinden elzem. Çünkü Türkiye, içinde bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik konum açısından çok boyutlu ilişkiler kurması gereken bir ülke.
 
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Rusya, Uzakdoğu ve Körfez ülkelerine yaptığı ve ABD’ye de yapacağı ziyaretlerle yeni işbirliği imkanları temin edip alternatif pazarlara açılmasına bir kulp takamayanlar, kimi zaman karınlarından konuşarak kimi zaman da zorlama gerekçeler üreterek malum Erdoğan komplekslerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Kimisi Sincan’ı bahane ederek Çin’e gitmemeliydi derken, kimisi de ABD gezisini iptal etme çağrısı yapıyor.
 
Hiç kuşkumuz yok ki, eğer Erdoğan Türkiye’nin çıkarlarına uygun bulup da örneğin ABD programını iptal etse, malum çevreler bu sefer de, “Bölgemizde birçok küresel program devreye sokulmaya çalışılırken, biz bu planlara karşı tezlerimizi yüz yüze savunma imkanı bulacağımız bir fırsatı tepiyoruz. Trump’a Erdoğan’la görüşmemesi için baskı yapan ABD lobilerinin ekmeğine yağ sürüyoruz ” diye yaygaraya başlayacaklardı.
 
Aynı çevrelerin, sadece Erdoğan karşıtlığına dayalı bu ilkesizliklerini AB ile ilişkilerde de yaşamıyor muyuz?
 
Görece olarak AB ile daha yakın ilişkiler kurulduğu dönemlerde malum kesimler “Türkiye AB’ye peşkeş çekiliyor, bizi batıya sömürge yapıyorlar” derken, AB’nin ahlak dışı, ilkesiz, çifte standartlı ve terör destekçisi tutumları nedeniyle ilişkiler belli bir ölçüde zayıflayınca bu defa da “Erdoğan bizi çağdaş Batı’dan koparıyor, Türkiye’nin 200 yıllık batı rüyasına son verip bizi Ortadoğu ülkesi yapacak” diye yaygara koparıyorlar.
 
Oysa Türkiye, herkesle, her kesimle iyi ilişkiler kurmaktan yana. Bunun için de elinden gelen çabayı gösteriyor. Bunu yaparken Türkiye’nin gözettiği tek şey; milli ve yerli bir duruş sergilemesi ve dış ilişkilerini de bu zeminde yürütmesi.
 
Bazılarının asıl tahammül edemedikleri de bu. Böyle olduğu için de yeri geliyor, PKK’ya, PYD’ye, YPG’ye sahip çıkıyor, yeri geliyor FETÖ ile aynı kulvarda kol kola yürüyor, batının emperyalist tezlerine taşeronluk yapıyorlar.
 
Kim ne derse desin, Türkiye milli bir duruşla kendi yolunda yürümeye devam edecektir. Büyük devlet olmanın sorumluluğu içinde çok boyutlu politikalar geliştirmeye devam edecektir.
 
Ne dışımızdaki ne de içimizdeki “yabancılar” Türkiye’yi önce istikrarsızlaştırma, sonra durdurma sonra da parçalama emellerine asla ulaşamayacaklardır.
 
“KİM OLSUN” DİYE YAPILAN SEÇİMLERİ, “KİM OLMASIN”A İNDİRGEYEN SİYASİ MECALSİZLİK
 
Referandumdaki yüzde 48’lik hayır oyu, CHP yönetimini derin rüyalara sevk etmiş görünüyor.
 
Kendi oylarına zaten hiçbir zaman güvenmeyen mevcut CHP yönetimi, sapla samanı iyice karıştırıp bu yüzde 48’lik oyu, 2019 seçimlerinde Erdoğan’ın karşısına çıkacak bir adayda konsolide etmek için şimdiden arayışlara başladı.
 
En çok dillendirdikleri husus ise, diğer partilerin de ittifak edeceği yeni bir Ekmeleddin İhsanoğlu üzerinde anlaşmak. Hatta bu çerçevede birçok ismi de telaffuz ettiler. Bu amaca dönük olarak nabız yoklamaya, partileri ziyaretlere başladılar.
 
CHP’lilere “referandum başka bir şeydir, yeni sistemde Cumhurbaşkanı seçmek başka bir şeydir” demenin bir anlamı var mı, bilmiyorum.
 
Çünkü CHP yönetimi 16 Nisan’da nasıl bir sistemin oylandığını ve bunun nasıl bir yönetim getireceğini hala anlayamamış görünüyor. Ancak bir hususu çok iyi bilmelerinde yarar var:
 
Siz gene dilediğiniz gibi ikinci bir Ekmeleddin arayın ama bilin ki yeni sistemde seçilecek kişi sembolik bir görev yerine getirmeyecek, yürütmenin başı olacak.
 
İcracı sıfatıyla Türkiye’yi yönetecek. Ekonomiden dış politikaya, güvenlikten eğitime kadar her alanda ülkenin nasıl bir istikamette yürüyeceğinin en birinci sorumlusu olacak.
 
Bunu bilin de isterseniz gene Ekmeleddin’de karar kılın. Zaten telaffuz edenler de var.
 
Siyasi mecalsizlik böyle bir şey işte; sadece “kim olmasın” için çalışıyorsunuz.
 
Oysa seçimler “kim olmasın” diye değil, “kim olsun” diye yapılır.
 
Nitekim bizim kafamız net, adayımız belli, bütün niyetimiz ve çabamız “kim olsun” üzerine.
 
Aynısını CHP’ye de dilerim!
 
 
AK PARTİ İSTANBUL İL BAŞKANI Dr.SELİM TEMURCİ
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.