Arzu Karamanlı Nazmi - Manifesto
Arzu Karamanlı Nazmi - Manifesto
BAŞYAZAR / 22 Nisan 2017
İşte Başyazarımız Arzu Karamanlı Nazmi'nin "Manifesto" başlıklı 22 Nisan 2017 tarihli köşe yazısı...
Söz uçar yazı kalır. Yürek toprağa karışsa da yürekten yaptığımız “ahit” sonsuzdur, baki kalır.  Devrolur evlatlarımıza namus gibi, şeref gibi mirastır. Hak yol üzerine,davasında onurla yürüyenler menzile varmasa dahi çabası da, vasiyeti de aynı güzergahtadır…
 
Bizim gittiğimiz yol tek yönlüdür, dönüşü yoktur. Yokuş yukarıdır bir tarafı uçurum, bir tarafı şarampoldür. “Uçurum” ihanet edene, “şarampol” yorulup vazgeçene uygundur. İnancımız, vatanımız, milletimiz ve peşi sıra yürüdüğümüz “lider” en tartışılmaz düsturumuzdur.
 
Biz “Reis” deriz ona. Hitabımız riyasız, samimi ve candandır. Protokol kurallarının çok tanrılı bir dinin ritüelleri gibi uygulandığı bu dünyada yakınlığımız, günde beş kere eşitlenip makamlarımızdan sıyrılarak huzura çıkmamızdandır.
 
Kadim medeniyetimizin bereketlendirdiği bu toprak, sayısız zerresinden tuttuğu ışıkla ona doğru çevirmiştir yönümüzü.Gayemiz; “inancın, toprağın, bayrağın” yükünü sırtlanana bir zerre olsun yardımcı olmak hiç değilse “duasına” ortak olmaktır. Asla yalnız yürümeyecek olması bundandır.
 
Mağdur olabiliriz hatta bazen mahzun ama boynu bükük göremezler bizi, “eziklik” bu dünyaya “ram olanlaradır”. Omurga her zaman “ortopedinin” inceleme alanına girmez, duruş bozukluğu olmayan ezilmez…
 
Biz “Reis” deriz ona, her defasında yürekten. Hep sözünde durduğu, bizi hiç “yanıltmadığı” için. Asla vazgeçmediği hep “umut” olduğu için.  Görmezden gelmediği, yok saymadığı ve hiç “unutmadığı” için.
 
Biz “Reis” deriz ona, Rahle-i tedrisi öğretilerimiz. Öğretilerimiz esasen bin yıllık geleneğimiz, değerlerimiz. Bu yüzden hiç yoldan çıkmaz gerçek dava ehlimiz.
Hasetlik edeni, çekemeyeni geri çekilir seyrederiz. Eleştirenidinleyebiliriz. Ancak hakaret eden olursa taş üstüne taş koyabildikleri bir tek örneği göstermelerini ister, gösteremedikleri durumda “hakaretlerini” misli ile iade ederiz.
 
Şimdi 2017’nin Nisan ayında tekrar “bayraktı, direkti, ipiydi, ithalattı” realitelerine dönmek istemeyiz, uzaya gönderdiğimiz “uydu” hakkında konuşmayı yeğleriz. Bize akıl vermeye kalkanlara da bu gerçekler üzerinden bir kez daha düşünmelerini öneririz. Tabi düşünme kabiliyeti olanlara, “Arabası olmayan yapılan yollara seviniyor” diye hayıflananları zora sokmak istemeyiz. 
 
Evet gerçekten “Tek Adam”. 
Devraldığı mirasa halel getirmeyen;
Tek bir insanından bile vazgeçmeyen, yol arkadaşı gören;
Attığı her adımı vebal sayıp, sorumluluğunu bilen;
Geleceği inşa etmek uğruna ömrünü ortaya koyabilen;
Siyasi ve şahsi ikbali elinin tersiyle itip, risk alabilen;
Zorunlu hale gelen sistem değişikliği için ayrıcalıklarından vazgeçebilen; tek adam… İkinci bir adam görmedik, arama ihtiyacı hissetmedik. “Tek Adamdan” kasıt ancak bu olabilir. Amenna ve Saddakna, aldık kabul eyledik.
 
Ne yolundan döneriz, ne bir adım geri gideriz. Sağımız şarampol, solumuz uçurum. Biz ona “Reis” deriz, yürüdüğü yolda peşindeyiz
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.